-
Murat SEYİRCİ
Tarih: 02-12-2025 01:50:00
Güncelleme: 02-12-2025 01:50:00
'Cumhurbaşkanı'na tehdit' suçlamasından 22 Haziran'dan bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Gazeteci Fatih Altaylı, geçen hafta karar mahkemesinde 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Toplumda beklenti ise normalde ceza alsa dahi içeride yattığı süre de göz önüne alınarak salınması yönündeydi.
Aslında niyet, Altaylı'ya, mesleği yapanlara mesaj vermek yönünde ise bu da yeterliydi.
Ama beklenen olmadı, tahliye verilmedi.
Bir gazeteci tutuklandı, mahkum edildi, daha vahimi ise mahkeme, “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” değerlendirmesiyle tahliye talebini reddetti.
Yani Cumhurbaşkanı'na hala fiziksel zarar verebilir imasında bulundu.
Bir anlamda bu karar komediydi.
Aslında bir gazeteci mahkum edilmedi.
Mesleğimize kısmi kelepçe vuruldu.
Bilinç altımıza mesaj verildi.
Bir anlamda, 'Eğer biraz sesini yükseltirsen, muhalif olarak biraz güçlenirsen' parmağı gösterildi.
Hadi yargı bu kararı verdi, toplumun teminatı olacak kuruma inancı zedeledi diyelim.
Ya bizler,
Ya meslektaşlarımız, 'Gazeteciler' adını alan Sivil Toplum Kuruluşları, Cemiyetler,
Dernekler,
Federasyonlar...
Çıtını çıkarmayan kurumlar.
Kimseden kişiyi korumasını istemiyoruz.
Mesleğe sahip çıkılmasını diliyoruz.
Gazeteciliğin ululası, yereli, köylüsü, mahallelisi olur mu?
Gazetecilik mesleğini koruyacaksak, bu yanlış kararlara ses çıkartacaksak, altında bahane aramamalıyız.
'Çalıştığımız kurumlardan atılabiliriz, baskıya maruz kalabiliriz' demeyeceğiz.
Diyecek pozisyondaysak, o zaman geride bekleyeceğiz.
Biz mesleğimizi korumazsak, haksızlıklara karşı sessiz kalırsak...
Hangi genç, yarının gazetecisi olacak...
Hangi genç, mesleğe inançla sarılacak...
Daha geçen ay Cemiyetimizin ödül töreninden kürsüden isyan etmedik mi?
'Kazancımızda sorun var, adaletsizlikler içerisinde ayakta kalmaya çalışıyoruz' demedik mi?
Kendi adıma bu mahkeme kararını, Fatih Altaylı'ya yapılan haksızlığı kabullenemiyorum.
Sessiz kalan camiamızı ise anlamıyorum.
Birilerini kendine elçi gören, 'Açıklamayı onlar yapsın' tavrını beniseyemiyorum.
Unutmayın!
Bu meslek o kadar kutsal bir meslek ki...
Hayat kurtaran,
Haksızlıkları anlatan,
Karanlıkları aydınlatan,
Kasti olarak yanlış yapmayı engelleyen,
Toplumun güvencesi bir meslek.
Bu mesleğe sahip çıkmayacaksak, 'Ben gazeteciyim' ünvanını kullanmayalım.
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.
- "Canımsın başkanım, öpüyorum seni"Her oda seçimleri öncesi kırgınlıklar, kızgınlıklar, had safhaya ulaşır. Hele karşısındaki adayın başkası tarafından çıkartıldığına inanç varsa, o zaman davranış şekli değişiyor, Antalya Servisçiler Odası Başkanı Süleyma
- Biraz dürüst davranın.
- Raylı sistemi onaylatacak kişiyi açıklıyorum.
- Sadece bir öğün yemek!
- Akdeniz Üniversitesi'nde muhatapsız isyan!
- Muhittin Böcek Ak Parti'de mi, yoksa...
- Yılda 17 milyar zarar ediyoruz.
- Yetki kimde ise o eleştirilir.
- Muhalefet yok deniyor ya!..
- Kısaca dendi ki, "Fazla para ödeyeceksiniz!"
- Biri el atmalı!
- Yakıcı gerçeklerimiz...